WhatsApp

BLOG

Yazılımın Hukuki Korumasına Dair Emsal Kararlar: Yargıtay Kararları Işığında Bir Derleme

Yazılımın Hukuki Korumasına Dair Emsal Kararlar: Yargıtay Kararları Işığında Bir Derleme

Giriş

Yazılımın hukuki koruması, soyut normların ötesinde, büyük ölçüde yargı içtihatlarıyla şekillenen bir alandır. Bir bilgisayar programının ne zaman “eser” sayılacağı, kopyalama iddialarının hangi teknik yöntemle inceleneceği, çalışanın geliştirdiği yazılım üzerindeki hakların kime ait olacağı ve yazılım tabanlı bir buluşun hangi koşullarda patentlenebileceği soruları, kanun metinlerinden çok mahkeme kararlarında yanıt bulmaktadır. Bu çalışmada; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) uygulamasına yön veren Yargıtay kararları ile bilgisayar uygulamalı buluşlar (Computer-Implemented Inventions – CII) alanında küresel standardı belirleyen Avrupa Patent Ofisi (EPO) kararları, konularına göre sınıflandırılarak özet ve değerlendirmeleriyle birlikte sunulmaktadır. Amacımız; yazılım geliştiren, satın alan veya lisanslayan tüm aktörlere, uyuşmazlık öncesi ve sonrası stratejilerini içtihat gerçekliğine dayandırabilecekleri güvenilir bir başvuru kaynağı sağlamaktır.

I. Bilgisayar Programlarının Eser Niteliği ve Koruma Kapsamı

Bu bölümdeki kararlar, bir bilgisayar programının FSEK anlamında “eser” sayılabilmesi için aranan koşulları ve korumanın sınırlarını belirlemektedir.

A. Eser Niteliğinin Tespiti ve Resen Araştırma İlkesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2005/11944, K. 2007/3304, T. 22.02.2007

Konu: Bilgisayar programının eser niteliğinin mahkemece resen araştırılması.

Karar Özeti: Bir bilgisayar programının FSEK m. 1/B ve m. 2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olup olmadığı, davacının talebine bırakılmaksızın mahkemece resen (kendiliğinden) yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir. Eser vasfı bu yöntemle tespit edilmeden, eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi bozma sebebidir.

Değerlendirmemiz: Karar, eser niteliğinin tarafların iddiasına bağlı bir vakıa değil, hukukun uygulanmasına ilişkin bir ön sorun olduğunu ortaya koyar. Teknik bilgi gerektiren bu tespitin uzman bilirkişi marifetiyle yapılması zorunludur. Uygulamadaki sonucu iki yönlüdür: davacı vekili, bilirkişi incelemesi yapılmadan verilen ret kararına karşı bu içtihada dayanabilir; davalı vekili ise eser niteliğinin hâkimin genel hukuk bilgisiyle kabul edilmesine aynı gerekçeyle itiraz edebilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/19398, K. 2018/413, T. 09.10.2018

Konu: Eser sayılabilmenin objektif ve sübjektif unsurları; somutlaşma (sabitlenme) koşulu.

Karar Özeti: Fikri bir ürünün eser olarak korunabilmesi için objektif unsur (kanunda sayılan eser türlerinden birine dâhil olma) ile sübjektif unsurun (sahibinin hususiyetini taşıma) birlikte bulunması gerekir. Korumanın konusu fikrin kendisi değil, maddi bir araç üzerine tespit edilmekle bağımsız özellik kazanan ifade ediliş tarzıdır. Salt düşünce aşamasında kalan, insan duyularıyla algılanabilir bir şekle bürünmemiş fikri çaba eser olarak korunamaz.

Değerlendirmemiz: Fikri hukukun temel ilkesinin — korunan şeyin fikir değil, fikrin ifade ediliş biçimi olduğunun — ceza yargılaması boyutundaki teyididir. Yazılım bağlamında anlamı şudur: programcının zihnindeki çözüm fikri, kaynak kod, nesne kodu veya hazırlık tasarımı gibi somut bir forma bürünmedikçe ve bu form kişisel yaratıcılığı yansıtmadıkça koruma doğmaz.

B. Hususiyet (Özgünlük) Ölçütü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2006/934, K. 2007/4555, T. 13.03.2007

Konu: Hususiyetin anlamı ve aranan yaratıcılık düzeyi.

Karar Özeti: Bir eserde hususiyetten söz edebilmek için eserin sıradan olmaması ve belirli bir düzeyde yaratıcılık barındırması gerekir. Eserle ilgili özel ve teknik bilgi gerektiren bir uyuşmazlık, hâkimin hukuki bilgisiyle çözümlenemez.

Değerlendirmemiz: Hususiyet, mutlak yenilik veya eşsizlik değil; eser sahibinin kişisel ve yaratıcı katkısını ifade eder. Yazılım özelinde, programcının soruna getirdiği özgün yaklaşım, mimari tercihleri ve kod organizasyonu hususiyet oluşturabilir; buna karşılık herkesçe aynı biçimde yazılabilecek rutin işlemler ve teknik zorunlulukların dikte ettiği yapılar bu eşiği aşamaz. Kararın ikinci katkısı, hususiyet tespitinde de uzman bilirkişi incelemesini zorunlu kılmasıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2005/13440, K. 2005/12765, T. 23.12.2005

Konu: Hususiyetin anlatım biçiminde ortaya çıkması; emek ile yaratıcılık ayrımı.

Karar Özeti: Hususiyet kendisini eserin anlatım biçiminde gösterir ve yaratıcısının fikri çabasını yansıtma yeteneğini ifade eder. Bir futbol maçı görüntülerinin tespiti ve naklen yayını, nitelikli bir teknik ekip faaliyeti olsa da, özgün bir anlatım biçimi içermediğinden ve yaratıcının fikri hâkimiyetini yansıtmadığından eser olarak kabul edilmemiştir.

Değerlendirmemiz: Karar, hususiyet ile emek arasındaki ayrımı netleştirir: her fikri veya fiziki emek eser niteliği kazandırmaz. Türk hukukunun salt emeği ödüllendiren yaklaşımı benimsemediğinin içtihadi ifadesidir. Yazılıma izdüşümü, yoğun emek içerse dahi yaratıcı tercih barındırmayan üretimlerin (otomatik üretilen kod, salt veri girişi, standart konfigürasyon) eser korumasından yararlanamayacağıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2006/929, K. 2007/8748, T. 07.06.2007

Konu: Mesleki standardı aşmayan üretimlerde hususiyetin bulunmaması.

Karar Özeti: Bir avukat tarafından yazılan dilekçenin eser olarak korunabilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması gerekir. Bilgi birikimi, mesleki tecrübe ve mevzuata dayanılarak yazılabilecek mutat (olağan) bir dilekçe düzeyini aşan; hukuki görüşlerin sunuluşunda, düzenlenişinde ve derlenişinde yaratıcılık bulunmayan üründe hususiyet yoktur.

Değerlendirmemiz: Karar, hususiyetin standart ve olağan mesleki üretimi aşan bir yaratıcı katkı gerektirdiğini gösterir. Yazılım geliştirme pratiğindeki karşılığı doğrudandır: yaygın tasarım kalıplarının (design patterns), standart kod şablonlarının ve sektör pratiğinin gerektirdiği olağan çözümlerin kullanılması, tek başına eser niteliği doğurmaz. İhlal davalarında benzerliğin bu tür mutat unsurlarda yoğunlaştığı savunması, bu içtihatla desteklenebilir.

C. İhlal İncelemesinde Yöntem: Programın Unsurları ve Kod Karşılaştırması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/15415, K. 2015/6399, T. 05.05.2015

Konu: Kopyalama iddiasında programın tüm unsurlarının (veri, işlem, sunum şekli, kaynak kodu, arayüz) karşılaştırılması.

Karar Özeti: Bir yazılımın kopyalandığı iddiası araştırılırken; programların veri, işlem ve sunum şekli ile kaynak kodu ve arayüzlerindeki farklılıklar teknik bilirkişi marifetiyle değerlendirilmelidir. Bu bütüncül inceleme sonucunda, eser sahibinin hususiyetini yansıtan bölümlerde tecavüz oluşturacak derecede benzerlik bulunmuyorsa ihlal gerçekleşmemiş sayılır.

Değerlendirmemiz: Karar, korunan unsurların yalnızca kaynak kodundan ibaret olmadığını; programın yapısının, organizasyonunun ve (özgünlük taşıdığı ölçüde) arayüzünün de incelemeye dâhil edilmesi gerektiğini ortaya koyar. Bu çok katmanlı yaklaşım, Amerikan içtihadındaki Computer Associates v. Altai kararıyla şekillenen soyutlama-ayıklama-karşılaştırma (abstraction-filtration-comparison) testiyle işlevsel paralellik gösterir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/403, K. 2017/3216, T. 31.05.2017

Konu: İhlal incelemesinde teknik parametreler: geliştirme ortamı, kodlama dili, veri tabanı yapısı, mimari, iş akışları.

Karar Özeti: Yazılım kopyacılığı iddiaları değerlendirilirken; programların geliştirme ortamı, kodlama dili, veri tabanı yapısı, mimari yapısı, iş akışları ve fonksiyonaliteleri karşılaştırmalı olarak incelenmelidir. Bu unsurların tamamen farklı olması ve davalı yazılımının tersine mühendislikle elde edilebilecek kodlarla oluşturulmamış bulunması, kopyalamanın gerçekleşmediğine işaret eder.

Değerlendirmemiz: Karar, ihlal incelemesinin yüzeysel yapılamayacağını ve bilirkişi raporunun kapsaması gereken teknik parametrelerin adeta kontrol listesini sunar. Aynı işlevin farklı tekniklerle elde edilebileceği gerçeği karşısında, salt işlevsel örtüşme kopya karinesi doğurmaz. Savunma tarafı için bağımsız geliştirme (independent creation) savunmasının hangi teknik göstergelerle ispatlanacağını somutlaştıran temel içtihattır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/3224, K. 2016/1184, T. 09.02.2016

Konu: Kod düzeyinde karşılaştırma yapılmadan ihlal hükmü kurulamayacağı.

Karar Özeti: Bilgisayar programları arasındaki benzerlik incelemesi, programların yüzeysel unsurları (fonksiyon ve arayüz benzerliği) ile sınırlı tutulamaz; kaynak/nesne kodlarına ilişkin karşılaştırmalı teknik inceleme yaptırılmadan kurulan hüküm bozulmuştur.

Değerlendirmemiz: Yazılım ihlal davalarının en kritik usuli içtihatlarından biridir: telif ihlalinin en somut delili kod benzerliğidir. Arayüzler ve işlevler benzer olsa dahi bu sonuç farklı ifade biçimleriyle (farklı kodlarla) elde edilmiş olabilir. Karar, işlevselliğin telif korumasının dışında kaldığı yönündeki maddi hukuk kuralının (FSEK m. 2/son; aynı yönde ABAD, SAS Institute v. World Programming, C-406/10) usul hukukundaki izdüşümüdür. Kaynak koda erişilemeyen dosyalarda mahkemeden kod teslimi ve keşif kararı alınması, bu içtihat gereği zorunlu bir dava hazırlığı adımıdır.

II. Eser Sahipliği ve Hakların Kullanımı

Bu bölümdeki kararlar, bilgisayar programının sahibinin kim olduğunu ve program üzerindeki mali ve manevi hakları kimin kullanabileceğini belirlemektedir.

A. Birlikte Meydana Getirilen Programlarda Hakların Kullanımı (FSEK m. 10/4)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2005/5049, K. 2006/7575, T. 27.06.2006

Konu: Eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişinin hakları kullanma yetkisi.

Karar Özeti: Birden fazla kişinin katkısıyla oluşturulan ve ayrılmaz bir bütün teşkil eden bilgisayar programlarında; aksine sözleşme veya hizmet şartı bulunmadıkça, eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisi, FSEK m. 10/4 ve m. 18/2 uyarınca eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişiye aittir. Somut olayda bu sıfatla Sağlık Bakanlığı’nın program üzerindeki mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu kabul edilmiştir.

Değerlendirmemiz: Bu karar, FSEK m. 10/4’ün pratikteki önemli bir uygulamasıdır. Özellikle kamu kurumları veya büyük şirketler için yapılan, birden çok çalışanın katkısıyla oluşturulan yazılım projelerinde, hakların kullanım yetkisinin projeyi organize eden ve sipariş veren kurumda olduğunu belirler. Doktrinde, bu hükmün eser sahiplerini korumadığı ve eser sahipliği ilkesine aykırı olduğu yönünde eleştiriler olsa da Yargıtay bu kararıyla hükmün uygulanabilir olduğunu teyit etmiştir. Kararda “hakların kullanılması” ile “hak sahipliği” arasındaki ayrımın altı çizilmelidir.

B. İstihdam İlişkisinde Hak Sahipliği (FSEK m. 18/2)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2001/2687, K. 2001/5080, T. 04.06.2001

Konu: İşverenin mali hakları kullanma yetkisi; manevi hakların çalışanda kalması.

Karar Özeti: İşveren, çalışanı tarafından işin görülmesi sırasında meydana getirilen eser üzerindeki mali hakları FSEK m. 18/2 uyarınca kullanabilir. Ancak manevi haklar, eseri meydana getiren gerçek kişiye (çalışana) aittir; Kanun’da mali ve manevi haklar ayrı ayrı ve manevi haklar tahdidi olarak düzenlenmiş olup, manevi hak ihlaline dayalı manevi tazminat talep etme hakkı da manevi hak sahibine aittir.

Değerlendirmemiz: Türk hukukunda “eser sahibi” ile “mali hak kullanıcısı” ayrımını netleştiren yerleşik içtihat hattının başlangıcıdır. Çalışan, adın belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını men etme gibi manevi hakların sahibi olmaya devam eder; işverenin konumu ekonomik yararlanma yetkisiyle sınırlıdır. Yazılım şirketlerinin çalışan sözleşmelerine manevi hakların kullanımına ilişkin muvafakat hükümleri koymasının vazgeçilmezliği bu içtihattan kaynaklanır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2006/3490, K. 2006/6930, T. 15.06.2006

Konu: İşverenin manevi tazminat talep edememesi.

Karar Özeti: FSEK m. 18/2 uyarınca mali hakları kullanma yetkisine sahip olan işveren, eser sahibi olmadığından, eserin umuma arz yetkisinin ihlali gibi manevi hak ihlallerine dayanarak manevi tazminat talebinde bulunamaz.

Değerlendirmemiz: Bir önceki kararla birlikte, işverenin eser üzerindeki yetkisinin sınırını kesin biçimde çizer: tüzel kişi yazılım şirketleri manevi tazminat davalarında aktif husumet ehliyetinden yoksundur. Dava stratejisinde manevi hak ihlali iddialarının, eser sahibi gerçek kişi geliştiriciler adına ileri sürülmesi gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/474, K. 2020/26, T. 16.01.2020

Konu: Grup şirketlerinde eser sahipliği ve FSEK m. 18/2’nin uygulanması.

Karar Özeti: Bir şirketler grubunda, çalışanın doğrudan bağlı olduğu işveren dışındaki başka bir grup şirketi için bilgisayar programı geliştirmesi hâlinde hakları kullanma yetkisinin kime ait olacağı uyuşmazlık konusu olmuştur. Kararda eser sözleşmesi ve hak sahipliğine ilişkin önemli tespitler yapılmakla birlikte, çalışan ile bağlı olduğu işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan durum (m. 18/2 boyutu) incelenmeden hüküm kurulmuştur.

Değerlendirmemiz: Doktrinde, çalışanın kendi işvereniyle ilişkisinin ve bu bağlamda kullanım yetkisinin kime ait olduğunun değerlendirilmemesi nedeniyle eksik inceleme içerdiği gerekçesiyle eleştirilen bu karar, programı fiilen kullanan diğer grup şirketinin m. 18/2 uyarınca yetki iktisap edip edemeyeceği konusunda net bir çizgi çizmemiştir. Uygulama açısından çıkarılacak ders açıktır: m. 18/2 karinesi yalnızca iş sözleşmesinin tarafı olan işveren lehine işler; grup içi yazılım geliştirmelerinde şirketler arası hak devri veya lisans ilişkilerinin, FSEK m. 52’ye uygun biçimde (yazılı ve hakları tek tek sayan sözleşmelerle) mutlaka kurulması gerekir.

III. Mali Hakların İhlali: Çoğaltma, Yayma ve Tükenme

A. Çoğaltma Hakkının İhlali (FSEK m. 22)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/17255, K. 2014/6124, T. 28.03.2014

Konu: Çoğaltma ihlali için programın fiilen kullanılabilir olmasının aranıp aranmayacağı.

Karar Özeti: Bilgisayar programının izinsiz olarak bilgisayara indirilmesi (yüklenmesi) kural olarak çoğaltma hakkı ihlali oluşturabilir. Ancak somut olayda, programın bilinmeyen teknik nedenlerle çalıştırılamaması ve görüntülenememesi karşısında; eserden asıl gibi yararlanma ve kullanma olanağı sağlayan ikinci bir nüshanın elde edilmediği gerekçesiyle çoğaltma ihlalinin gerçekleşmediği kabul edilmiştir.

Değerlendirmemiz: Karar, FSEK m. 22/3’te programın yüklenmesinin dahi çoğaltma sayıldığı yönündeki kurala önemli bir nüans getirir: Yargıtay, ihlalden söz edebilmek için eserden fiilen yararlanma potansiyelinin doğmasını aramıştır. Yükleme işlemi teknik olarak bir kopya oluşturduğundan bu yaklaşım tartışmaya açıktır; ancak lisanssız yazılım savunmalarında sınırlı fakat gerçek bir alan açar. İspat yükünün (çalıştırılamadığının teknik tespiti) davalıda olduğu ve tespit anında programın kurulu ve çalışır bulunması hâlinde bu savunmanın işlemeyeceği gözden kaçırılmamalıdır.

B. İzinsiz Kopyalama ve Satışta Tazminat (FSEK m. 68)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 1999/8912, K. 2000/98, T. 18.01.2000

Konu: İzinsiz kopyalama ve satışta telif tazminatı, imha ve hükmün ilanı.

Karar Özeti: Davacıya ait bilgisayar programlarının izinsiz kopyalanarak üçüncü kişilere satılması üzerine; FSEK m. 68/2 (karar tarihinde yürürlükteki hâliyle) uyarınca satış bedelinin %50 fazlasına tekabül eden tutarın yasal faiziyle tahsiline, haksız rekabetin önlenmesine, izinsiz çoğaltılan eserlerin ve çoğaltma araçlarının imhasına ve hükmün ilanına karar verilmiştir.

Değerlendirmemiz: Klasik bir yazılım korsanlığı vakasında yaptırım rejiminin bütününü — telif tazminatı, haksız rekabet, imha ve ilan — kümülatif olarak uygulayan örnek karardır. Dava dilekçesinin talep sonucunun bu kalemleri kapsayacak biçimde kurgulanması, elde edilecek korumanın kapsamını doğrudan belirler. Not: FSEK m. 68’in yürürlükteki metni, sözleşme yapılmış olması hâlinde istenebilecek bedelin veya rayiç bedelin en çok üç katının talep edilebilmesine imkân tanımakta olup, Yargıtay’ın yerleşik içtihadı üç kat bedele hükmedilmesi yönündedir.

C. Yayma Hakkının Tükenmesi ve Dijital Tükenme (FSEK m. 23/2)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/17376, K. 2015/8772, T. 30.06.2015

Konu: OEM yazılımlarda tükenme ilkesi ve ikinci el satışın serbestisi.

Karar Özeti: Bilgisayarla birlikte satılan OEM (Original Equipment Manufacturer) yazılımının bilgisayardan ayrı olarak ikinci el satışında tükenme ilkesinin geçerli olduğu; lisans sözleşmesinde yer alan devir yasağı hükmünün bu satışı engelleyemeyeceği kabul edilmiştir.

Değerlendirmemiz: Türk hukukunda dijital tükenme tartışmasının en önemli içtihadıdır ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın UsedSoft v. Oracle (C-128/11, 2012) kararıyla paralellik gösterir. Kararın iki stratejik sonucu vardır: (i) FSEK m. 23/2’nin emredici niteliği gereği, kalıcı kullanım hakkı tanıyan lisans modellerinde ikinci el pazar sözleşmesel devir yasaklarıyla kapatılamaz; (ii) yazılım üreticilerinin abonelik/SaaS modellerine yönelmesinin hukuki gerekçesi Türk içtihadında da karşılık bulmuştur. Lisans sözleşmesi hazırlanırken devir yasağı hükümlerine güvenmek yerine, iş modelinin kendisinin (süreli hizmet aboneliği) tükenme ilkesinin uygulama alanı dışında yapılandırılması gerekir.

Sonuç

Derlenen kararlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde iki temel sonuç öne çıkmaktadır. Birincisi, Yargıtay uygulamasında yazılım uyuşmazlıkları teknik incelemeye dayalı, kod merkezli ve usuli güvencelerle çevrelenmiş bir yargılama disiplinine kavuşmuştur: eser niteliği ve hususiyet resen ve uzman bilirkişi marifetiyle araştırılmakta; ihlal tespiti kaynak kod, mimari, veri tabanı yapısı ve iş akışlarını kapsayan çok katmanlı karşılaştırmaya dayandırılmakta; hak sahipliği rejiminde ise gerçek kişi eser sahibi ile tüzel kişi hak kullanıcısı ayrımı istikrarla korunmaktadır. İkincisi, bu içtihat gövdesi, yazılım sözleşmelerinin (geliştirme, lisans, çalışan muvafakati) ve uyuşmazlık stratejilerinin baştan itibaren dikkatle kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Avrupa Patent Ofisi (EPO) kararlarına dair ise diğer yazımızı okuyabilirsiniz.